Arşiv / EB üzerine
 
 
 
 
 
 

Enis Batur Şiiri'nde Doğurganlık
Hakkı Kurtuluş

Hepimiz az çok biliyoruz: EB Yapıtı’nda, özellikle de EB Şiiri’nde “doğurganlık” çok önemli bir yer tutuyor. Elma vesilesiyle döndüğümüz bu noktayı bir kaç örnekle açımlamaya çalışacağım:

 

Daha ilk kitaptan:

 

Eros ve Hgades sf:33

 

XXI –

 

Ölüm! Ölüm! Ölüm! Ölü

m – simsiyah bir senfoni sızıyor

penceresinden bir kadının – sızlıyor

gebeliğini doğurmuşluğu

 

Ölüm! Ölüm! Ölüm! Ölü

m – çocukçocuk fışkırır kanar

anlıkrmızıl yalım yalım

 

Ölüm! Ölüm! Ölüm! Ölü

m.

 

Kitabın Yazılar ve Tuğralar’da sadece XII+1 parça olarak yer alan hâlinde ise şiir şöyle dizili:

 

-X-

­

Ölüm! Ölüm! Ölüm! Ölü

m – simsiyah bir senfoni sızıyor

penceresinden bir kadının – sızlıyor

gebeliğini doğurmuşluğu.

 

Ölüm! Ölüm! Ölüm! Ölü

m – çocukçocuk fışkırır kanar

anlıkrmızıl yalım

yalım –

 

Ölüm! Ölüm! Ölüm! Ölü

m.

 

Yine ilk dönem eserlerinden “Nil Güneşin Altında Yeni Birşey Yok (1973-1974)”e bakarsak:

 

III.

(...)

“Akarsu * göreceydi **”

 

nin ilk dipnotunda

 

çağdışı kişiliği

elbet renksiz ve

ince yağmurlarla doğurgandır.

 

dizelerini göreceğiz.

 

Esra Ermert’in hazine niteliğindeki eşsiz çalışması Gen Haritası Enis Batur Şiiri’nde Kullanım Sıklığı ve Köken Temelinde Sözcük Tarama’sına baktığımızda İblise Göre İncil’de “doğum” sözcüğünün bir, “doğurmak” sözcüğünün ise tam yedi kez geçtiğini görürüz.

Ayrıca bu kitaptaki “Ağ” şiirinde şöyle bir dize geçer:

 

“Neden yaralanmışızdır

hep, bir annemiz oluşundan?”

 

Tabiî Pandora’daki “gebe(lik)” de unutulmamalı:

 

“(...) Kadınlar tanıdık, ölüler-

den gebe. Erişilmezlerden. Uzak’tan gebe, kadınlar.”

 

Sonra:

 

“(...) Doğur bizi, eksilmeyen kaburga-

mız; karış etimize...”

 

“ (...) Bir

tanesi İsa doğursa bütün çocuklar haç tutkunu büyüler-

di. Kadınlar tanıdık, yeminli, ölüler, doğurmağa.

 

Esra Ermert’e geri dönüp baktığımızda “Akrep Dönencesi”nde (1973-1978) “doğurmak”, “doğum“ veya “gebe” gibi bir sözcüğün yer almadığını görüyoruz.

1979 tarihli Kandil’de ise “doğmak” ve “doğurmak” sözcüklerinin birer kez, “rahim” sözcüğününse iki kez geçtiğini görüyoruz.

Bu kitaptaki doğurganlıkla en ilgili şiir “Rahim Meseli”dir.

 

Ses ve soluğum şimdi, Gün’e ve Gece’ye

katkı. Belki nedensiz bir ürpermeyim, kırışık

evrenin taş çekirdeğinde. Görkemim belki,

arınacağım kargaşayı beklerken. Sayısız

pencere, sayısız çığlığın içinde gitgide ürken

engerek koridorda blkıyıp duruyorum. İşte

çatlayan duverlarım. İşte can kolladığım

seki, basamak, kanlı düzlük. Sonradan

yırtılacağım et, işte. Burada, kül beyaz

bir sarnıcın aldatı duyarlılığının örtayerinde –

hep ve aralıksız burada, zamanın beni

sancıya mıhladığı yerdeyim artık.”

 

Esra Ermert’e baktığımızda 1973-1984 arasında yazılmış olan Tuğralar’da “doğum” sözcüğünün 3, “doğmak” sözcüğünün 21, doğurmak sözcüğünün 7, “gebe” sözcüğünün 2, “gebelik” sözcüğünün ise 1 kez geçtiğini görürüz –ki bu “doğurganlık” temasının EB Şiiri’ne en sindiği eserlerden birinin “Tuğralar” olduğunu bize kanıtlar. (Tabiî bu eserin diğerlerine oranla görece geniş kapsamlı olduğunu ve 12.000’in üzerinde sözcük içerdiğini de belirtmeli.) (Aynı zamanda EB’nin bu kitabın yazılması zarfında baba olduğu da hatırlatılmalı.)

 

1982-1984 arasında yazılmış Sarnıç’ta “doğurmak” sözcüğü üç kez, “rahim” sözcüğü ise bir kez geçiyor.

Küçümen bir kitap olan Plutharkos’un Hayatları’nda (1986) konuyla ilgili bir sözcük geçmiyor. Aynı durum 1986-1987 arasında yazılmış İmago Mundi için de geçerli.

1988 tarihli “Koma Provaları”nda “doğmak” sözcüğü bir kez geçiyor.

1984-1992 arasının kapsamlı “Perişey”inde “doğmak” 14 kez, “doğurmak” ve “rahim” ise 2 kez geçiyor.

“Ara-Kitab” (1976) ya da yeni basımındaki ismiyle “On Dört Deneysel Metin”de ise (1994) konuyla ilgili herhangi bir sözcük yeralmıyor.

“Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları”nda (1972-1982) “doğurmak” sözcüğü beş, “gebe” sözcüğü iki, “rahim” sözcüğüyse bir kez geçiyor.

“Darb ve Mesel”de (1993-1994) “doğurmak” bir kez, “doğmak” ise üç kez geçiyor.

“Ağlayan Kadınlar Lahdi”nde (1993) EB “doğmak” sözcüğünü bir kez kullanıyor:

 

“ XVII

Olmuş muydum aysız gecelerd size eş,

kalmış mıydık yoksa, doğduğumuz gibi,

kardeş?”

(Buna karşılık alabildiğine “ölüm” sözcüğü geçiyor bu kara kaplı kitapta:

VII

Ölmüşsünüz, bende yıllar olduydu

ölmüştünüz, sanıyordum yıllar

yılıdır...

(...) ölecek oldum sizden

dolayı (...) )

“Opera”da (1986-1996) “gebe“ iki kez, “doğum” üç kez, “doğurmak” 13 kez, “doğurgan” iki kez, “rahim” ise  altı kez geçiyor. Opera’daki toplam sözcük sayısının sadece 3645 olduğu göz önüne alındığında bu kitapta “doğurganlık” temasının etrafında ne denli sıklık ve yoğunlukla dönüldüğü görülür.

“Doğu Batı Dîvanı”nda (1988-1996) ise “doğum” iki, “doğurmak” dört, ”rahim” ise üç kez geçiyor.

“Sütte Ne çok Kan”da ise (1995-1998) “doğum” iki, “doğrumak” ise bir kez geçiyor.

Lirik Şiirlerin üçüncü cildi “Kanat Hareketleri”nde (1993-1999) “doğmak” 12 kez geçiyor.

1972’den 1999’a genel toplamdaki 92643 sözcük, 7224 farklı sözcük içinde “doğum” 11, “doğurgan” 2, “doğurmak” 44, “gebe” 8, “hamile” 1, “rahim” ise 18 kez geçiyor. Dolayısıyla değerlendirmede kıstas aldığım sözcüklere göre toplam 84 sözcük var “doğurganlık” temasına dair EB Şiiri’nde.

 

Elbette tüm bu rakamlar aslında temanın EB Şiii’ndeki gücünü tam manâsıyla yansıtmıyor; zira EB pek çok örnekte olduğu gibi temayı, kıstas aldığım hiçbir sözcüğü kullanmaksızın incelikle işleyebiliyor. Bu da aslında EB Şiiri’nin anlatım gücünün bir başka açıdan yansıtılması.

Tüm bunların yanında EB Şiiri’nin yanında EB düzyasında da “doğurganlık”ın –doğal olarak şiirde olduğu kadar olmasa da- yer aldığını not etmek gerekli. Özellikle EB’nin Acı Bilgi’den bir sonraki, -henüz yayınlanmamış- “Kırımızı Eşeğin Öyküsü”ndense bir önceki ikinci roman denemesi “Elma”nın bu temaya sıklıkla eğildiğini söylemek olası. Ancak burada EB’nin odağa aldığı “L’Origine du Monde” tablosu ve o tablonun konu ettiği “vajina”yı –ister istemez- daha cinselliğe değgin bir açıdan değerlendirdiği açık.

Ama bir yandan da kitabın epigrafı (“İçinde kötülüğü yok, biliyorum” Orhan Veli, 1946) ile de EB’nin vajinaya anneye ait, onun doğurganlığa bağlı saf ve temiz özellikleri addettiği de bir gerçek.

 

 

Kaynakça

 

Enis Batur, Eros ve Hgades, Shakespeare’s & Co., Ankara, 1972

Enis Batur, Nil, Altıkırkbeş Yayın, Kadıköy, 1998

Enis Batur, Ara Kitab On Dört Deneysel Metin, Ankara, 1976 Enis Batur, İblise Göre İncil, Yazılar ve Tuğralar içinde, BFS, İstanbul, 1987

Enis Batur, Akrep Dönencesi, Yazılar ve Tuğralar içinde, BFS, İstanbul, 1987

Enis Batur, Plutharkos’un Hayatları, Yazılar ve Tuğralar içinde, BFS, İstanbul, 1987

Enis Batur, Imago Mundi, Yazılar ve Tuğralar içinde, BFS, İstanbul, 1987

Enis Batur, Sarnıç, Nisan Yayınları, İstanbul, 1985

Enis Batur, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Harf Yayınları, İstanbul, 1993

Enis Batur, Kandil, Altıkırkbeş Yayın, Kadıköy, 1994

Enis Batur, Darb ve Mesel, Altıkırkbeş yayın, Kadıköy, 1995

Enis Batur, Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları, Oğlak yayınları, İstanbul, 1995

Enis Batur, Sütte Ne Çok Kan, Altıkırkbeş Yayın, Kadıköy, 1998

Enis Batur, Doğu Batı Dîvanı, Yapı Kredi Yayınları (YKY), İstanbul, 1997

Enis Batur, Perişey, Altıkırkbeş Yayın, İstanbul, 1998

Enis Batur, Tuğralar, Tan yayınları, İstanbul, 1985

Enis Batur, Opera, Atıkırkbeş Yayın, Kadıköy, 1996

Enis Batur, Kanat Hareketleri, Altıkırkbeş Yayın, İstanbul, 1999

Enis Batur, Elma, YKY, İstanbul, 2001

Esra Ermert, Gen Haritası Enis Batur Şiiri’nde Kullanım Sıklığı ve Köken Temelinde Sözcük Taraması, Altıkırkbeş Yayın, Kadıköy, 2001

 

Ayrıca bakınız:

Hatice Aynur, Enis batur Bibliografyası İçin Bir Deneme, 1970-1995, Altıkırkbeş Yayın, Kadıköy, 1997

Mustafa Durak (Haz.) Opera Odağında Enis Batur Şiiri, Altın Portakal Kültür ve Sanat Yayınları, Antalya, 1997

Reşit İmrahor, Kuvve’den Fiil’e, Mitos Yayınları, İstanbul, 1995