|
Alberto II
Alberto Manguel düşsü bir tül gibi girdi hayatıma.
Pek çok ‘yabancı’ yazarla karşılaştım 1973’ten bu yana;
pek azıyla bu kadar çabuk, karşılıklı, bir kaynaşma
yaşamamız sözkonusu oldu — çoğu zaman karşılaşma zamanıyla
sınırlı kalıyorsa o ilişkiler, bunun birazı hayatın
doğal akışından, birazı benim mesafe duygusu konusunda
kantarın topuzunu kaçırma eğilimimdendir.
Oysa, belli ki, Alberto da mesafe konusunda duyarlı
bir insan; belki bu ortaklığımız yabana atılamayacak
sayıda başka ortaklığımızla buluştuğu için sıcak bir
köprü kurulmuş olabilir aramızda. Arkadaş, çok güzel
bir kelimedir, onu Dost’tan ayırırken haklı olsam bile,
sınır açılımları çerçevesinde yeterince işlemediğim
için sıkıntı duyuyorum şimdi.
İşte, Alberto’yla aramızda başlayan ilişki, bir tanışıklık
eşiğini birlikte aşmaya koyulduğu için, arkadaşlık kapsamına
girdi bile. Onu açmak, usul usul geniş tutmak elimizde
artık; bir dikkat, özen, ilgi çizgisini ölçülü hareketlerle
sürdürmek önemli — hele ki varılacak yerin bir değeri
varsa gözümüzde.
20 Aralık 2001 sabahı, Hôtel Clément’daki 104 numaralı
odanın telefonu çaldı. Arayan Alberto’ydu; sıcak, içten
bir konuşma geçti aramızda; benimle ilgili birşey bulduğunu,
onu göndermek için adresime gereksinme duyduğunu söyledi
bir ara; geçen sefer, Quignard’dan bir paragraf iletmişti,
öyle birşey geleceğini sandım, yanılmışım:
22’si öğlen, resepsiyondan bir zarf verdiler elime,
ortaboy bir sarı zarf, üstünde Alberto’nun adını görünce
oracığa oturup hemen açtım: Küçük bir hediye paketi,
içinden nefis bir gergedan çıktı.
İstanbul’da, yakın çevremdekiler, gergedan koleksiyonuma
katkıda bulunmayı sürdürüyorlar gerçi; sözgelimi Selçuk
Altun iki seçkin parça getirdi Güney Afrika’dan, Ömer
Kükner sıkı bir örnek taşıdı Texas’tan, Nazif Topçuoğlu
olağanüstü bir gravür daha armağan etti — ama ilk kez
uzaktan bir gergedan katılıyordu koleksiyonuma, o an
Alberto’yu bütün Pagan tanrıları adına, tek tek, kutsadım.
Bütün gergedanlarıma isim koymaya kalkışamazdım, bir
kaçını vaftiz etmekle yetindiydim.
Şimdi, izni olursa, bu gümüşî boynuzluya Alberto ismini
vermek istiyorum: Bir ayrıcalığı olmalı onun.
|