Arşiv / Mayın Tarlası
 
 
 
 
 
 

Durmadan

Ali Teoman, “herkes yazıyor artık, bana kalırsa bir tek yazmadan duramayanlara yazar denilebilir” dediğinde şaşırdım. Café Bonaparte’da oturmuş, biraz dereden tepeye konuşuyorduk aslında, oraya nereden geldik, sıçradık, şimdi anımsamıyorum. Şaşırdım: Yıllardır, çevremdeki yazarların, okuryazarların pek çoğunun ‘durmadan’ yazıyor olmamı, kaşları az ya da çok kalkık, yadırgadıklarını, yargıladıklarını görüyor, farkediyorum. Nicedir biliyorum, gerçekte: Kimsenin umurunda değil birinin ‘durmadan’ yazması, tedirginliği doğuran o kitapların peşpeşe, bir biçimde karşılarına çıkması; yoksa, köşemde sessiz sedâsız yazmayı sürdürüyor, yazdıklarımı tamamladıkça, tıpkı Pessoa gibi sandığıma kaldırsam, birkaç dostumu saymazsam, yıllar yılı soranı soruşturanı olmaz kitaplarımın.
Okurlar, okurlarım, okuyanlarım başka. Hiç değilse bir bölüğünün ‘durmadan’ yazıyor oluşumdan şikâyetçi olmadığını anlıyor, seziyorum. Her okur yazarlarını izler, yeni kitaplarını okumak ister. Her yazar öyle bir avuç okuru varsa, onların kitaplarına sokulmasıyla kutlu olur, kayıtsız değildir büsbütün. Ama, tekrarlamaktan yorulmuyorum: “Kendiniz için yazıyorsanız, neden yayımlıyorsunuz?” sorusunun çekiciliğine kapılan okurların tümünde, kitapların kendileri için yazılmıyorlarsa, yazılmamışlarsa, nafile ürünler olduğu sanısı ağır basıyor. Öyle değil oysa: Bugünün okurları yarın öleceklerdir, bugün henüz doğmamış olanlar ileride bugün yayımlanan kitapların kendileri için yazıldıklarına inanacaklardır, bu döngü sürüp gidecektir — yazarlar, okurlar geçicidir, kalırsa, kalacaksa kitap, kitabın içindeki metin(ler) kalır.
Ali Teoman’a hak veriyorum: ‘Durmadan’ yazmasa da, ‘durmadan’ yazarmışçasına yaşayan, duran kişidir yazar. Yoksa, herkes yazar, yazabilir birşeyler, arasıra, yazılıyor da. Birşeyler, hatta kitaplar yazıyor olmak, kişiyi yazar kılmaya yetmez: Bir toplumsal rol, statü olmanın hayli ötesinde, yazarlık bir burada-oluş biçimi, o biçimin başka bir biçimle değiş-tokuş edilemeyen kertesidir.
‘Durmadan’ yazıyor muyum?
Tasalanmayın: Kimsenin harcı, tasası, durumu, koşulu değildir ‘durmadan’ yazmak — olamaz. İnsan, yaşar. Yaşarken kendini paralellere meridyenlere böler, yazarı yazar yapan o biribirilerini kesen çizgilerin ortasında bir yerde, Kâbe’sini harfler üzerine kurmayı seçmesi.
Hem dursam, duracak olsam ne olur, hanginiz bilir?