|
Haz(i)ne
Baksak görürüz, ama bakmaz görmez olmuşuzdur artık,
her lavabonun altında, kıvrılıp yoluna devam eden borunun
altında bir hazne bekler. Musluğun safra kesesidir bu,
işlevi boruyu tıkayabilecek özellikler taşıyan atıkları
içinde toplamak, akışı aksatacak parçaları çökelek halinde
tutmaktır.
İlk ne zaman, kimin tarafından akıl edildiğini bilmediğime,
belki kimsenin bilmediği (bir süre kitabevi raflarında
musluk/lavabo/evcil su düzeni kitapları ararım şimdi)
bir yan organ.
Bakmayız görmeyiz, âdemoğlu gövdesindeki organların
ayrıntılı tanımına da, başı onlarla derde girince yöneliyor:
Ben, safra kesesinin tam ne olduğunu, nasıl çalıştığını
ve öldüğünü ameliyatım sırasında öğrendim.
Boruların altındaki atık haznesine baktıkça, beynin
ve belleğin işleyiş mekanizması ve düzeniyle ilgili
anıştırmalar doğdu, gelişti zihnimde. Bana öyle geliyor
ki, düşünce dizgemiz de, imgelem örgümüz de, benzeri
birer hazneyle donatılı. Oraya devrettiğimiz parçacıklar
bir arıtma süzgecinden geçiyorlar besbelli. Hepten orada
kalmaya, unutulmaya mı yazgılılar, hayır: Unutma işlevi
farklı bana kalırsa, daha etkin bir düzen o, çarklarımız
bilerek bilmeyerek daha etkili işlemleri yürütüyorlar
bu karşı-harekâta giriştiklerinde.
Atık haznemiz, anılarımızdan, belleğimizde üste ya da
alta yığılan, bir tür arşiv oluşturan birimlerin ötesinde,
birbaşına tabaka oluşturamayan, başı ucu açık, tasnife
gelmeyen, ortalıkta gezindiklerinde kirlilik yaratabilecek
altbirimleri topluyor bünyesinde. Benimkisi bir kurgu
epi topu, bir eğretileme tesisatı, anımsatmak isterim.
Lavaboların altındaki hazneler, sigorta işlevi de görürler.
Yüzüğünü düşüren kadın ustayı çağırır, hazne açıldığında,
çamurun içinden parlar altın.
Beynin atık haznesi neden bir hazine olmasın. Gün gelecek,
Tıp bilimi, gereği duyulduğunda ölümün ‘kara kutu’sunu
incelemeye almanın yolunu yordamını bulacak; oradan,
herkesin ‘rosebud’larına ulaşılabilecek — ama asıl sorun
o an başlayacak: Atıkların yorumunu kim, nasıl yapacak?
Bir define oluşturuyoruz atıklarımızdan, usul usul,
beynimizin dibinde. Zaman zaman, iki altbirimin buluşmasının,
ikisinin toplamından fazla bir töz yarattığı bir durumda,
harekete geçen anlam-imlem tabakası atık haznesinden
taşırıyor gövdesini: Çekip çıkarıyoruz onları, Büyük
Ağ’ın içine yerleştiriyoruz.
|