|
İnziva Hareketleri
Kimsesiz sözcüğünün bizim dilimizde toplumsal, toplumbilimsel
anlamının ağır basmasında şaşılası bir yan yok; gelgelelim,
yalnızca fakir kesimlerle sınırlı bir tanım denemesi
yapılacak olursa, kavramın anlam ağında önemli bir boşluğun
doğması göze alınacak demektir: Yalnızlığın hallerinden
birine, sanırım en ağırına yaklaşmamızı, yakınlaşmamızı
güçleştirir bu tür bir indirgeme.
Fakir kimsesizlerin çoğu kimsesizliklerinde yalnız kalmazlar
kaldı ki: Onları buluşturan, aralarında dayanışma köprüleri
kurulmasını sağlayan en önemli özellikleri, ruhsal açıdan
kimsesiz kalmak istememeleridir. Kimsesi olmayan kişi
elbette, köken bağlantılı olarak, hısım akrabası kalmamış,
ola ki uzaktaki yakınlarının izini geridönüşsüz biçimde
yitirmiş biridir; ama, yalnızlığa yargılı kılınmak değilse
kişisel seçimi, kimsesizler yurdunda ya da benzeri bir
ortamda eş-dost edinmenin yolunu bulabilir — fakirlik
koşullarını yenmenin yolunu bulamasa bile, koşullarını
benzerleriyle paylaşabilir.
Toplumsal yaşamın merkezinde, dünyanın pek çok ülkesinde,
daha çok da gelişmiş sıfatıyla anılan ülkelerde, hali
vakti yerinde olmasına karşın kimsesiz kalmış, ıssızlığın
pençesine düşmüş, zaman zaman da öyle yaşamayı seçmiş
bireylere rastlıyoruz: Onlar, yalnızlık atardamarının,
benzerleriyle buluşamayan, çoğu kez o yönde bir beklentisi
kalmamış alyuvarları.
Kalabalık mekânlarda, konuya âşina bir bakışın hemen
teşhis edebileceği bu şahısların, gerçekten de ayırdedilebilmelerini
kolaylaştıran bir duruş biçimleri var. Gövdelerini sakınır
gibi tutuşlarından mı kaynaklanıyor o özellikleri, yoksa
yüzlerinde damıttıklarını artık farkedemez oldukları
keskin bir ifade mi eleveriyor kimsesizliklerini, işin
içinden çıkmak güç.
Nedir, bunca kimse-siz kalışın çekirdek nedeni? Küçük
yerleşme birimlerinde, her münzevinin, ama sahici ama
kurmaca, bir arka hikâyesi gezinir kulaktan kulağa;
büyük şehirlerde daha rahat korunur inziva hareketleri.
Kimsesizin en büyük tedirginliğidir: Okumayı öğrenmiş
küstâh, sakınmasız, meraklı göz.
Herkesi kuytusunda rahat bırakacak sessiz bir yasa olmalı
— yazılmalıydı.
|