Arşiv / Mayın Tarlası
 
 
 
 
 
 

Sabah

Yüzümü yıkadıktan sonra, güne tütün ve kahveyle başlarım. Kimileri dişmacunuyla yapar açılışı, kimileri ekmek kızartarak. İlk kokular, ilk tad seçimi belirleyicidir tören başında. Hemen ses isteyenler vardır: Ötekiler henüz uyanmamışsa evde, alçak sesle radyo dinler, televizyonu açarlar. Pencereye, balkona yönelen, dış dünyayla ilk teması gecikmeden yapan sabahçıların sayısı az değildir. Erkekler camiye gitmek, kadınlar seccade sermek için herkesten erken kalkar: En çok yaşlılar.
Sabahı düşünerek açmak ayrı bir yol. Gazeteye sarılanlar, kafalarında gece yatarken söndürmüş oldukları ampulleri hızla yakmak istercesine sayfadan sayfaya ilerlerler. Birlikte kalkılmışsa, partönerlerden biri, genellikle kadınlar, seslerini sözle açmayı sever. Çocuğun gövdesi yeniden enerji fazlasıyla dolmuştur, yetişkinlerinkine benzemeyen bir hareket açlığı içinde durmadan kıpırdarlar.
İşe erken giden için en zoru giyinmektir. Geceden seçip ayırmamışsa, ilk sorun doğar: Günün sorunlarını başlatan ilk sorun. Sinirler böylece uyanır ve devamı gelir: Süt kalmamıştır ya da şeker kutusu her zamanki yerinde değildir.
Konuşmayı sevmem sabahları. Penceremin ufkundan kısa süre bakış ayarı yaparım. İkinci kahvemle masama eğilirim. Zihnim geceden kurulmuş, uykuda hazırlanmış gibidir, beni gecikmeden tetikler. Müziğe daha sonra gelir sıra. Ev uyandığında çoktan yoldayımdır.
Sabah alışkanlıkları kolay değişmez. Sıraları bile korunur çoğu zaman. Otelde, başka bir evin odasında uyansanız bile jest kronolojisi, iç kronometre gövdenizden kendini tekrarlayarak harekete geçmek ister.
Sabah, böylece, aslında geceden soyunmayı umar.