Arşiv / Mayın Tarlası
 
 
 
 
 
 

Ür-Peri

İzmir’de gee vakti oturmuş söyleşiyorduk. Bir ara, Mehmet Mümtaz Tuzcu, “Başka Yollar”ı okumuşçasına (kitap henüz yayımlanmamıştı), sözü Saint-Joseph yıllarına getirdi: “Herşeye rağmen, çok gülerdik” dedi: “Gülmek, bir tür denge arayışıydı”.
Gariptir, bunu anlamamışlardır. Gariptir diyorum, çünkü ‘papaz’ların çoğu ince insanlardı. Bir defasında, veli toplantısı için Mehmet Mümtaz’ın teyzesi gelmiş okula, papazlardan biriyle yaklaşık on dakika ‘öğrencisinin durumu’ hakkında görüşmüş, bir daha okula uğrama olanağı olmamış.
Gelgelelim, bu karşılaşmanın ardından, her bayramda, her yılbaşında teyzesine bir kutlama kartı göndermiş papaz, kısa ve terbiyeli cümlelerle hal hatır sormuş her seferinde, iyi dileklerini sunmuş. İzmir’den ayrılıp, görevi gereği anayurduna döndüğünde de unutmamış onu, yazmayı sürdürmüş. Onikiyıl sonra, bir başka ‘papaz’dan kart gelmiş kadıncağıza: Ötekinin ölüm haberini duyuran bu gamlı gönderinin ardından ikinci ‘papaz’ üstlenmiş yazışma görevini, bayramları ve yılbaşlarını hiç savsaklamamış.
Kimin için ne anlama gelir bu tür ‘olay’lar, durumlar bilemem; ben, herbiriyle karşılaşışımda, ürperirim: İnsanın kahraman yakası budur gerçekte, hayattan çekip koparabildiği bir avuç utku sahnesi.
Biriyle karşılaşmışsınız. Sizin günlerinizin akışı içinden öylesine, “bir cigara içimi” süreyle, geçip gitmiş. Bir daha dönmeyeceğini biliyor, ondan herhangi bir dilekte bulunmuyor, yalnızca anımsıyorsunuz varlığını. Bunu ona aradere iletiyorsunuz. Daha ne olsun.
Mehmet Mümtaz, biraz içekapanıktır, kendi adasında yaşar, pek seyrek çıkar insan içine. Şiirlerini görmüyorlar. Doğal bu: ‘Çevre’, bir tek gürültücü kişileri duymaya alışmış. Gecenin sonuna doğru, bana Nestor Almendros’un “Kameralı Adamı”nı okuyup okumadığımı sordu. Rue au Maire’de, iki yıl boyunca komşum olduğunu anlattım ona. Kitabı duymamıştım. “Her sahne için hangi ışık ayarını seçtiğini anlatıyor”.
Döner dönmez getirttirdim.