Arşiv / Mayın Tarlası
 
 
 
 
 
 

18 Yaşından Büyüklere

Akşam-lık’da yayımlanan, Tolstoy’un İtiraflar’ıyla ilgili yazımdan bir cümle, daha doğrusu bir düşünce, ilginç bir tartışma doğurdu:
“İtiraflarım gibi kitapların yazarları, bir biçimde onları çok genç insanların okumasını engellemenin bir yolunu bulmalı. Bunun yolunun, belki de tek yolunun, anlaşılırlığı güçleştirmekten geçtiğini düşünüyorum” paragrafıyla başlayan yargılarımı beş yazara iletmişler. Selim İleri, Lâle Müldür, Küçük İskender geniş ölçüde paylaşıyorlar tedirginliğimi. Neden seçildiğini çıkaramadığım Ece Temelkuran tabiî kavrayamamış konunun özünü. Tahsin Yücel net, sallantısız yaklaşımıyla karşıçıkıyor düşüncelerime:
“Edebiyatın özelliği duyurmaktır. Ölüm de, intihar da yaşamın içinde olan şeylerdir ve bunların da duyurulması gerekir. Edebiyat hayattaki kavramları anlatır ve insanları bir takım düşüncelere yöneltir. Bir kitabı şu yaştakiler okumalı, bu yaştakiler okumamalı ya da bunlar anlatılmalı, bunlar anlatılmamalı diye bir yorum yapmak edebiyat için geçerli olamaz. Üstelik, meselâ Tolstoy’un yapıtlarında ya da Camus’nun Sinsifos Söyleni’ndeki imgelerini okuyup anlayanlar daha sağlıklı bir hayat yaşayabilirler. Edebiyattan kimseye zarar gelmez”.
Bilmiyorum, metnimin bütününü okuyup mu bunları söyledi Tahsin Yücel, yoksa telefonda bir paragraf mı okudular ona: Yazdıklarımın bütününe yeniden bakınca, “tehlikeli öneri”nin arkasında durmakta bekiniyorum.
Tahsin Yücel’in karşıçıkışını yabana atmak aklımdan geçmez: Türk edebiyatının en güçlü intihar öykülerinden birinin yazarı, Camus’nün çevirmeni herşeyden önce. İki temel sorum olacak bu kavşakta:
Bazı filmlerin, pek çok televizyon izlencesinin gösteriminde, afişlerde ve ekranlarda “yaş sınırı” koyuluyor ilerlemiş ülkelerde — o konuda ne düşündüğünü öğrenmek isterim Tahsin Yücel’in.
İkincisi; geçtiğimiz yıllarda, dünyanın pek çok ülkesinde, bu arada yazıldığı ülke olan Fransa’da yasaklanan Kolay İntihar Yolları başlıklı kitabın yazgısı konusundaki görüşleri ne? O kitabın yazınsal bir ürün olmadığı anımsatılabilir, gelgelelim Gerçeküstücülerin de aynı başlık ve içerikle sundukları, Jacques Rigaud öncülüğünde kaleme alınmış bir İntihar Acentası olduğunu da ben anımsatmak isterim: Bilindiği gibi, “Sizler Şiir’den yanasınız, bense Ölüm’den yana” cümlesini kuran Rigaud, yaşamına genç yaşta son vermişti.
Kitapların yasaklanmasını, yazarların özdenetim çıtasını olabildiğince yükseltmelerini salık verecek değilim hiç şüphesiz. Edebiyat-Sanat ortamlarında intiharın yüceltildiği ender rastlanan eğilimlerden biri sayılmaz. Bundan rahatsızlık duyduğumu söylemek isterim. İntiharı konu edinen yazın ve düşünce yapıtlarını, filimleri ya da başka sanat ürünlerini sorgulayacak olsam, bir düzineyi aşkın parçasıyla Doğu-Batı Dîvanı’ndan işe koyulmam gerekirdi.
Ben, özellikle yaşamöyküsel kesitte verilen kimi ürünlerin, çok genç zihinlerde terazinin siyah kefesine ağırlık bindirmeleri olasılığından duyduğum endişeyi dile getirdim.
Bir de, diyorum ki: Bazı şeyler, bu nedenle, başka türlü yazılabilir.
Yoksa, yazarın etik duruş kaygısı olmasa da olur mu?