|
En İyi 10 Film
Dertsiz başıma dert açtı Faruk Ulay: Son mektubunda,
“Bugünkü son sorum ise şu: Sinema tarihinin en iyi on
filmi sence hangileridir?” diye sorup eklemiş: “Sight
and Sound dergisi on yılda bir böyle bir anket yapıyor.
Ben de kendi anketimi yapmaya karar verdim. Şaka etmiyorum,
senden on filim sıralamanı rica edeceğim”.
Sinemaya yakın ilgim, Edebiyata yakın ilgimi bile önceliyor.
1968’de Sinematek’e üye olmamla başlayan süreç, 1969’da
çektiğim kısa filimler ve yazdığım iki senaryo ile genişledi,
1970-71 döneminde Ulus’ta yazdığım yazılar, yaptığım
çeviriler, düzenlediğim sinema sayfası ile tamamlandı.
Sonrasında “izleyici” kalmayı seçtim, pek seyrek kalem
oynattım o konuda.
Bu “on filim” anketi, başlangıç yıllarında beni de epey
oyaladıydı. Birkaç kez liste yapma girişimim olduğunu
anımsıyorum. Genel anketlerin etkisi altındaydım; listemde
‘eski’ filimler ağır basardı. Faruk’un sorusu üzerine
düşünmeye başlayınca gördüm ki, insan 50’sini geçince,
listesi tam anlamıyla kişiselleşiyor bir kere; geleneksel
anketlerin yaklaşımından etkilenmiyor pek. Kendi izleyici
olma tarihiniz öne geçiyor; dolayısıyla, döneminizin
ürünlerinin, sinema tarihi ölçülerini hafifçe yana iten
bir etkisi olduğunu görüyorsunuz.
İçinde Griffith’in, Mizoguchi’nin, Ayzenştayn’ın, Renoir’in
ve benzerlerinin sıralanacağı bir liste yapmak şık olur
şüphesiz. Araya biriki ayrıksı yapıt da sıkıştırırsanız,
daha da özgün bir çıkış gerçekleştirmiş olursunuz. Ben,
şu yaşımda, içten olmayı yeğlerim açıkçası; hazırlayacağım
listeyi ikinci gözlerin ne düşüneceğini hesaba katarak
kotarmak aklıma yatmıyor. “Nasıl olur da Chaplin’e,
Fritz Lang’a, Jean Vigo’ya yan çizer?” O yönetmenlere
ve yapıtlarına duyduğum saygı başka; benim üzerimde
birebir etki yaratmış filimler başka: Ben sinema tarihçisi,
eleştirmeni değilim sonuçta.
En zor yanı, bu sorunun: Listeyi on filimle sınırlı
tutmak. Bir deneyelim bakalım:
Listemde, benden (1952’den) önce yapılmış iki filim
yeralıyor topu topu: Dreyer’in “Jan Dark”ıyla “Paisa”.
Yapılış tarihlerinden epey sonra izleyebildiğim filimler
arasından seçeceklerim: “Otto e Mezzo”, Bergman’ın “Sessizlik”i,
Orson Welles’in “Dava”sı, “Andrey Rublov”, “All About
Eve”, “Au Hasard Balthazar”, “400 Darbe” ve “Pierrot
le Fou”dan kaçı elenir, kaçı kalır sonunda?
Üçüncü kategoride, iyi-kötü zamanında gördüğüm filimler
yeralacak: Losey’in “Kaza Gecesi”, Penn’den “The Chase”,
Greenaway’den “The Draughtman’s Contract”, Antonioni’den
“Deserto Rosso”, Kurosawa’nın “Kagemuşa”sı ve “Ran”ı,
Bunuel’in “Tristana”sı, Tati’nin “Amcam”ı, Delvaux’nun
“Rendez-Vous à Bray”si, Alain Resnais’den seçmem çok
güç ama belki “Providence”, Kluge’nin “Sirk”i, Herzog’un
“Aguirre”si, “Le Samourai” ya da “Europa”?
Şimdiden 24 filim etmiş, oysa dahası da var. İlle de
on filime inilecek — nedense. İnelim:
1. Jan Dark 2. Paisa 3. Sessizlik 4. Au Hasard Balthazar
5. Pierrot le Fou 6. Otto e Mezzo 7. Kagemuşa 8. Deserto
Rosso 9. Providence 10. Sirk.
|