Arşiv / Mayın Tarlası
 
 
 
 
 
 

Günlük Yazınsal “Yapıt” Mı?

Günlüğün yapıt, bir yapıt olarak gerçekleş(tiril)mesi —
Yalnızca bir içerik sorunu sayılamaz bu; tersine, önce bir üslûp, bir biçim, bir yapılandırma kaygısı geliyor: Tasarı ne, yol yordam nasıl bulunmuş?
Seçtiğim üç yerli örnek, üslûp ağırlıklı yazarlar. Dil tadı ağır basıyor hepsinde. Cemil Meriç’te imge fırtınası, Salâh Birsel’de özel sözlük ve ona koşut bir söyleyiş, Cemal Süreya’da “stil” öne çıkıyor. Biçim kaygısı bir tek Cemal’de kendini göstermiş ama. Doğru, taşıyıcı bir ritm. Salâh beyde edâ bir noktadan sonra boğuyor, içeriği oldukça zayıf. Cemil Meriç’de düşünceye şiir dili giydirilmesi, bir de paradoks zenginliği önemli — ilk ciltte. (Bence ikinci cilt “Jurnal” diye sunulmamalıymış). Cemal Süreya’da saptama, ilintilendirme, konumlama sanatları çok gelişkin: Herkesin göremeyeceğini görüyor, gösteriyor. Bir zaafı: Yeterince evrensel değil kurduğu bağlam, yerli zemini başka bir dilde yayımlanmasını bence olanaksızlaştırıyor.
Bu sonuncu etmen canalıcı. Farklı ülke ve dillerden pek çok günlük kitabı var raflarımda. Güçlü günlüklerde yerli malzeme hep evrensel bir noktaya bağlanıyor — yoksa çevrilmez, okunmaz, okunamazlardı. Herling’inki, Frisch’inki, Kolar’ınki (Napoli’de yaşayan bir Polonyalı; durmadan gezen bir İsviçreli; Prag’dan çıkmayan bir Çek) durumu aydınlatıyor: Yabancılık çektirmeden sürüklüyor herbiri, sayfadan sayfaya. Bizim yazarımız her vakit bir çağın, Dünya’nın içinde yüzmüyor sanki: Kendi günü ve ortamıyla aşırı içli dışlı genellikle, ötesine kapalı. Kafka’nın günlüğündeki gibi kendini deşmiyor pek — Cemil Meriç hariç.
Yazı dünyamızın neden günlük ya da yaşamöyküsü açısından fakir, neden anı ya da hatırat açısından zengin olduğunu soruşturmak gerekir.
Bir avuç günlük örneği var edebiyatımızda. Buyrukçu, Tomris Uyar, Oğuz Akay, Ece-Cemal-Berk üçlüsü, bir tutam Karasu, Salâh Birsel, Ataç. Çevremde günlük tutan ama yayımlamayan yazarlar var: Hulki Aktunç, Güven Turan, Cem Akaş gibi. Başka bir kefede okuma notları, defterler yeralabilir. Güçlü bir yazı damarından sözedemeyiz gene de, Türkçede.
Dünya edebiyatına rastgele bakıyorum: Thomas Mann, Klaus Mann, Musil, Cocteau, Seferis, Leiris, Loti, Gombrowicz, Woolf, Gide, Torga, Ginsberg, Melville, Klee, Schönberg, Queneau, Kertész kendi kitaplığımdan bir seçme. Çoğu dilimize çevrilmedi de. Bu da bir açıklamadır.
Örnek çeşitliliği, yaklaşım farklılıklarının yelpazesini gösterir. Sonuçta, yazınsal ufuk anlam taşır, her yazı girişimi bir görgü birikimine dayanır. Günlük tutmak bir yaş işi değildir; tam tersine, çok genç insanların sık saptığı yol olduğu göze çarpar. Günlük okumak öyle değil oysa — yaygın seçimi sayılmaz, okurların. Az okunan çok yazılan şey demek, günlük. Bir de, yazanları açısından: Çabuk vazgeçilebilen şey.
Bu iyi işte.