|
III. Yeni Mi?
Murat Nemet-Nejat’ın adını Ece Ayhan çevirileriyle
duydum ilk kez: Bakışsız Bir Kedi Kara ile Ortodoksluklar’ı
İngilizceye çevirmiş, Amerika’nın saygın yayıncılarından
birinde tek kitap halinde yayımlanmasını sağlamıştı.
Sonrasında, Türkiye’ye gelişlerinden birinde tanıştık:
Bir Türk şiiri antolojisinin hazırlıklarına girişmişti;
o vesileyle buluştuğumuzda kendi şiir kitabını da getirdi,
şimdi elimde Fotoğraf üzerine bir deneme kitabı da var.
Murat Nemet-Nejat, uzun yıllardır Amerika’da yaşıyor.
Antoloji hazırlıklarına birkaç yıl önce giriştiğinde,
Orhan Veli çevirilerini de kitap haline getirmişti.
Son dönem Türk şiirini bu antoloji çalışması sırasında
tanımış. Uzaktan ve dışarıdan bakmanın bir handikap
olduğu düşünülebilir; bana öyle geliyor ki, bazı durumlarda
bu tam tersine bir avantaj halini alıyor: Bizim göremediklerimizi
görmüş Nemet-Nejat.
II. Yeni’nin önemini, öncülüğünü yakından tanıyor sözgelimi.
Üzerinde yoğun biçimde çalıştığı I. Yeni’yi de. Antoloji
çalışması, bir bakıma III. Yeni’nin varlığını göstermiş
ona: Son yirmi yıl içinde, Türk Şiiri’nde apayrı bir
dilin yaratıldığı kanısına varmış.
III. Yeni sözünü 1980’lerin başında Attilâ İlhan atmıştı
ortaya, her zamanki gibi “negatif” bir vurguyla. Bana
kalırsa yeni bir yazı/n dilinin doğuyor oluşundan enikonu
rahatsız olduğu için atağa geçmişti: “Tehlike”yi hemen
sezen bir yazarımızdır Attilâ İlhan.
Aynı dönemde, İsmet Özel, zıt bir kutuptan, Türk Şiiri’nin
son önemli atılımını II. Yeni’yle yaptığını ileri sürüyordu:
Bir durgunluk döneminin içindeydik. Bu kanıyı paylaşanların
sayısı azımsanamazdı ayrıca. Gelgelelim, bir çoğu, belki
hepsi bitmiş bir dönemin özlemine kilitlenmişti: Nerede
eski şairler, yazarlar duygusu ağır basıyordu onlarda.
Murat Nemet-Nejat, yeni bir şiir dili oluştuğunu, ortaya
çıkan yapıtlardan bazılarının, 1 milyon nüfuslu kültür
merkezi İstanbul’un sonucu saydığı II. Yeni’nin yerine,
12 milyonluk İstanbul’un karmaşasını geçirdiğini düşünüyor
— bana kalırsa üzerinde düşünülmeye değer bir yaklaşım.
Bunları bana aktardığı sırada, odada Murat Belge de
vardı, o da sözkonusu değerlendirmeden etkilendiğini
belirtti.
Bir II. Yeni yaratmanın yeri ve sırası değil gene de.
Ben, edebiyatın ille de akımlarla, toplu hareketlerle
yörüngesini çizeceğini düşünenlerden değilim. Gelgelelim,
1970’lerin ikinci yarısından başlayarak, yeni bir yazı/n
dilinin biçimlendiği görüşünü benimsiyorum. Yalnızca
Şiir bağlamında değil üstelik, nesir alanında da koşut
bir gelişme yaşandığı inancındayım.
Nemet-Nejat doğrusunu yapıyor: Kimi somut yapıtlara
göndermelerle (Lâle Müldür’den Küçük İskender’e, Sami
Baydar’dan başkalarına). Antolojisi ve önsözü günışığına
çıktığında bir kez daha konuya dönmek isterim.
Yeni bir yazı/n dili doğmuşsa, bunu yapıtların üzerinden
giderek göstermek gerekir.
Bunun için, derinlemesine düşünen ve üreten bir ortam,
sıkı üst-metinler beklenir.
Şu ortamda işte bana çok güç görünen.
|