Arşiv / Mayın Tarlası
 
 
 
 
 
 

İsmet Özel’in Söyleşileri

İsmet Özel’in önce Milliyet’te, sonra da (daha çok da) Zaman’da çıkan söyleşilerinde, Türkiye’deki her kesimden insanı kızdıracak türden sözler, yaklaşımlar vardı: İslâmcıları, Müslümanları, Laikleri, Liberalleri, Feministleri, Basın-Yayın dünyasını, edebiyatçıları — kısacası bütün orta sınıfı.
İsmet Özel’i önemli bir şair olarak görüyorum. Buna karşılık, düşüncelerinin, hiçbir döneminde, herhangi bir önemi olmadı benim gözümde. Bu söylediklerine şimdi şaşıranlar, öfkelenenler varsa, onlar baştan beri yanılan, İsmet Özel’de düşünsel bir tutarlılık olduğunu sananlardır.
Bu saptamamla taban tabana zıt bir görüşü dile getirmek için yazıyorum oysa, bu kısa okuma notunu. Söyleşileri dikkatle okudum elbette; ama söylediklerinden çok söylediklerinin arkasındakiler beni ilgilendirdi. İyi şair olmak için doğru düşünmek gerekmediğini en azından Ezra Pound örneğinden biliyoruz. Gelgelelim, yanlış ve alabildiğine tutarsız düşünceler ortaya dökse de, sezgi gücünden gelen bir haklılığı olabilir şairin, onun için de satıraralarına dikkat kesilmek kestirip atmaktan daha akıllıca bir seçim olur.
Böyle baktığımda, İsmet Özel’in canı yanmış, diyorum. Bu sonucun kişisel bir cephesi olabilir, bu beni ilgilendirmez bir okur, bir yurttaş olarak, çünkü bir de topluluğa ilişkin bir cephesi var, işte o herkesi, hepimizi bağlayabilir. İsmet Özel’in canını yakan şeylerin önemlice bir bölümü, Türkiye’nin durumuna ilişkin bedbin bir kayıtsızlık içine düşmemiş her bireyin canını yakan şeyler. Can yanınca ses çıkarılır: İsmet Özel’in iniltilerini duymazlıktan gelmenin bir yanılgı olacağı kanısındayım.
Soldan sağa (hızla, yüzeysel biçimde) okunduğunda toptan karşıçıkılabileek pek çok sözünde, İsmet Özel’in, yukarıdan aşağıya (ağır ağır, derinlemesine düşünerek) okunduğunda sorgulanacak alanlar ortaya çıkıyor. Getirdiği tanıyı, önerdiği çözüm yolunu benimsememek ayrı şey, altını çizdiği, üstüne gittiği sorun karşımızda olanca çarpıklığıyla durmuyor mu?
Erkek-Kadın ilişkisine yönelik değerlendirmeleri çevremde yüzdeyüz tepki gördü. Tam zıttı kutuptaki görüşlerim de yüzdeyüz tepki görüyor aynı çevrede. Mutsuz teklerin ve mutsuz çiftlerin egemen olduğu bir toplumsal yapıda, İsmet Özel’in ne söylediğine kilitlenenler nasıl yaşadıklarını düşünüyorlar mı? Öteki konu başlıklarında da durum aynı bana kalırsa. Ondandır, canı yananın ses çıkarmasına kulak kesilmeli diye ısrar ediyorum.
Türkiye’nin siyasal, ekonomik düzeni çok bozuk. Şüphesiz bu bozukluktan bağımsız görülemeyecek, buna karşılık çok daha güç düzeltilebilecek bozukluk yaşama düzenimizde. Bireylerin, “aile”nin, çevre ilişkilerinin, toplulukların ortasında kıvrandığı değer ve ölçü bunalımı değil mi şairin ses çıkarmasına yolaçan? Öyle. Bu durumda, yanlış çözümler öneriyormuş, bu onun sorunu — doğru düğümler gösteriyorsa, hepimizin sorunu: Başımızı kuma sokamayız.
İsmet Özel mihmandar, kılavuz, müteffekkir, yalvaç olmaya ne denli hevesliydi, bilemiyorum. O konu, onun peşinden gidenleri ilgilendirir. Ben şiir okuruyum: Şairin kenara çekilişine seviniyorum.