|
PROFESYONEL ve AMATÖR
II
Profesyonel yazar olmayı arasıra düşlemiş, hiçbir
vakit ciddi biçimde bunu düşünmemiş olduğumu söylemiştim.
Herşeyden önce, başlangıçta ya da çarçabuk kendini dayatan
bir seçimdi bu: Yazmayı Dünya’yla ve Hayat’la alışverişimi
dengeleyen bir uğraş olarak görmüşsem, beklenileni vermek
tasası öne çıkmayacak, tam tersine, tek amaç kişinin
kendisinden beklentileriyle kuracağı ilişkiye kilitlenecek
demektir. Romantizmi eksilmemiş bakışaçısı: Yazdıklarınızı
iz bırakmak için yazıyorsunuz.
İz bırakmaya kalkışmak, yazı adamının gününün sıcak
talepleriyle uzlaşmamayı kabullenmesi anlamına gelir:
Kendisinden, en azından henüz istenmemiş olanı yazmaktadır.
Kızılacağını da bilmelidir: Benim için yazmıyorsanız,
kimin için yazıyorsunuz? sorusu çok sık karşısına çıkacaktır.
Bu anlamda, toplumsal işbölümü çerçevesinde aykırı konuma
düşer amatör yazar: Talepten yoksun arzının anlamı,
dayanıklılığı nedir? Kimileri, Valéry’nin dediği gibi,
kendi kamularını ağır ağır, bir biçimde yaratmışlardır
oysa — öteden beri.
Roland Barthes, uzaktaki odasında, bir cümleyi durmadan
yeniden yazan Flaubert’e dikkat çeker: Bir karşı - işlev
yerine getiren üslûp zanaatçısı XIX. yüzyılda doğmuştur.
Şüphesiz sorgulanabilir bu duruş; yazarlığın bir “meslek”
tanımına sığmayan versiyonunun cemaata zarar verme olasılığı
ve biçimleri üzerinde yorumlar geliştirilebilir. Gelgelelim,
kapladığı alan ne olursa olsun, profesyonel tavrı hiçe
sayan bu yaklaşım günümüzde de sürüp gitmekte, ürünlerini
sınırları belli bir alışveriş topografyasında dolaşıma
sokmaktadır.
Profesyonel yazar kimliği, özellikle de kitap sektörünün
gelişkinliğiyle düzorantılı biçimde, mesleğin kimi zorluklarını
da getirip dayatır. Çok sayıda okura karşı sorumluluk
duyma eşiğinde, yazar, tecim dünyasının kurallarıyla
tanışır: Medya’yla ilişkiler, okuma ve imza seansları,
kitap tanıtım seferleri, aynı kitabın onlarca dilde,
ülkede tekrarlatacağı “fazla mesai” etkinliklerinin
başlıcalarıdır. Yayıncıların, menecerlerin, editörlerin,
çevirmenlerin, başka yan unsurların sayısı çığ gibi
büyür.
Herbiri, yazıyı uğraş olarak seçmiş birinin gözünde
ayrı kâbustur. Kimi kazanımlarına (ün, para) çoğunlukla
imrendiği profesyonel yazarların kimi kayıpları ( ),
onu köşesinde rahatlatır.
İşin tuhafı, sonuç olarak, aynı iskambil destesine sıkıştırılmış,
biri kırmızı öbürü siyah, iki joker de onlardan başkası
değildir.
|