|
Ekshi Sözlük
Ekshi Sözlük, İnternet ortamının en dinamik sitelerinden
biri hiç şüphesiz. Gerçekten de bir “site” bu: Birkaç
bin nüfuslu, kimbilir kaç “dışlanmış”ı ve periferi izleyicisi
ile yabana atılamayacak bir yer-leşim birimi. Günde
bin “giriş”i aşan bir akış sağlıyor sakinleri. İki yılda
birbaşına toplam bin girişi aşan, dolayısıyla “sakin”
kategorisine sokmakta güçlük çekilebilecek tiryakileri
olduğu göze çarpıyor. Belli sayıda tohuma kaçmış üyesi
vardır herhalde, gene de yaş ortalamasının 25’i aşacağını
sanmıyorum: Kısacası genç bir kürsü.
Bir tür “sözlük” gerçekten de; ama sözcüklerle, kavramlarla
sınırlı değil kapsamı, daha çok sonsuza açılmış bir
ansiklopedik sözlük bu: Kişiler, konular, olaylar etrafında
öznelliğin son kertesine teğet görüş, yorum, çıkma,
değinme, en çok da dokundurma türü ifadelerle örülüyor.
Başı nerede tam bilemiyorum ama, ucu uzakta: Durdurulması
güç bir söz ve düşünce çağlayanı.
Ekşi olmasına ekşi de, başka tonlara da açılmış yolda,
alabildiğine: Şakacı, öfkeli, zırzop, eleştirel, alkışçı
yaklaşımlar birarada özel dokusunu yaratıyor. Bir aktar
dükkânı, bir baharatçı bu haliyle: Tuz, biber, kekik,
nane, fesleğen kokuyor dörtbir yanı. Ahlâkçı girişlerle
ahlâksız olanlar komşu. Siyaseti cıva kadar olmasa da
oynak. Gene de belli bir çizgi çıkıyor sonuçta, ortaya:
Devrimcileri muhafazakârların törpülediği bir ortalaması
var site dilinin.
Dikkat kesilmeyi gerektiren bir ifade kanalı Ekshi Sözlük.
Katılımcıları genellikle başka ortamlarda susturulan,
en azından yeterince söz hakkı verilmeyen, sık sık dilegelişleri
kısıtlanan kişiler. Gerçi burada da bir denetim mekanizması
çalışıyor, ama söylenenler başka bir yerde kolayca söylenebilenler
değil.
Öyle ya, Türkiye, çok genç nüfuslu olmasıyla övünen,
ne ki o geniş kesiti genellikle ifade düzleminde alabildiğine
sınırlayan bir ülke değil mi? Evde, okulda, geleneksel
medyalarda sözalmayı diledikleri oranda sözalamayan
bu insanlar deli gömleği içinde dolaşsın isteniyor.
Kimse onları dinlemeye yatkın değil. Sitede yazılanlar,
bu toplumun sindirmeye henüz hiç hazır olmadığı bildiriler,
görüşler içeriyor.
Baskının gücü özgün, özgür, derin bir düşünce-duygu
ekseninin gelişmesini nasıl engelliyor, bu da görünüyor
Ekshi Sözlük’te. Destursuz atanlar, diline vuranlar,
belden aşağı vuranlar az değil. Kendi alanımla, kültür
bağlamıyla ilgili girişlerin bir bölüğüne baktım: Basmakalıp
iktidarda. Papağan kanılarıyla tıkabasa dolu Sözlük,
belli ki ‘şahsi ve muhterem’ görüşleri sanıyorlar onları,
oysa peşpeşe dizildiğinde kanaat notları, ortalama içerik
müthiş genelgeçer. Bu yazımı okuyacak kimi ekshi sözlük
madde yazarları, eminim içerleyip çanıma ot tıkama lükslerini
kullanacaklardır; varsın olsun, benim kimseyle iyi geçinmeye
niyetim yok zaten, iadesiz taahütlü canları cehenneme
diyorum peşin peşin.
Bir kitap projesi üzerinde çalışıyor kimi Ekshi Sözlük’çüler.
Kendi payıma, işin özüne aykırı bir fikir gibi göründü
bana bu, şundan: Ekshi Sözlük bir bütün, önemi ve özgünlüğü
çözülür, indirgenip bir seçme yapıldığında — diye düşünüyorum.
Görebildiğim kadarı, asıl yapılacak işin, sitenin dikkatle
izlenmesi olduğu kanısındayım; öncelikle. Sonra da,
ehil çözümlemecilerin üzerinde çalışmalarını beklemek,
ummak gerekir. Toplam, neresi eleştirilirse eleştirilsin,
alternatif bir yaklaşım içeriyor bir yanıyla. Türkiye’nin
nabzının attığı yerlerden biri. Bir gazetenin (diyelim
Milliyet’in), bir televizyon kanalının (diyelim Show
TV’nin) temsil ettiği değerlerin, onların etrafında
kurduğu dil örgüsünün çözümlenmesi burada olup-bitenlerin,
yarına yönelen eğilimlerin çözümlenmesi açısından ne
denli önem taşıyorsa, Ekshi Sözlük’ün irdelenmesi de
en az o denli önem taşıyor bana kalırsa.
Tahsin Yücel bir söylem çözümü, Aydın Uğur bir iletişim
modeli irdelemesi, Oruç Aruoba bir düşünsel ortam dikiş-söküş
dersi, Faruk Birtek bir toplumbilimsel cemaat oluşumu
okuması, Çağlar Keyder bir ekonomik kesitleme, Bozkurt
Güvenç bir kültür antropologyası röntgeni ile Ekshi
Sözlük’ü kuşatacak olsa, Türkiye’nin fokurdayan bir
anatabakasını anlamamızı kolaylaştıracak bir bütünlük
ortaya çıkarırlardı.
Belki de yanlış yerlere bakıyoruz.
|