|
George Harrison’a
İlkgençliğinin başlangıcı II. Dünya Savaşının bitimine
denk gelen kuşak için, Dünya olayları açısından Yalta
konferansı, Varoluşçuluk, Elvis Presley’in çıkışı, Küba
Devrimi, İtalyan neo-realistleri ne anlama geldiyse,
içinde benim de yeraldığım bir sonraki kuşak açısından
Vietnam Savaşı, Yeni Dalga sineması, Beatles’ın doğuşu
ve Mayıs ‘68 o anlamı taşıdı. O olaylar, olgular bir
biçimde bütün yaşamımızı etkiledi, değer sistemimizin
oluşumunda rol oynadı. Bugün yaşı 50-60 dolaylarında
olan pek az kent kökenli insan, Beatles fenomenine büsbütün
kayıtsız kalabilmiştir.
Müzikal bağlamla sınırlayamaz aklıbaşında hiç kimse,
Beatles’da odaklanan toplumsal patlamayı. 1960’lara,
1970’lere dönüp bakarsak, biribirileriyle doğrudan bağlantısı
olmayan özel isimleri zihnimizde buluşturan ortak bir
adres defterimiz olduğunu göreceğiz herbirimiz: O fihristte
Che Guevera ile Jimi Hendrix, Cohn-Bendit ile Godard
komşudurlar.
George Harrison’un ölümü, hepimizin belleğinde benzer
titreşimler yaratmış olsa gerek. Çekip giden bir kişiden
ibaret değildi bir kez daha, hayatımıza ilişkin bir
simgeydi. Yalnızca melodiler, tınılar yürümedi dudaklarımıza
sanırım, haber bize ulaştığında: Pek çok görüntü, anı
da repertuvarımızın dibinden yüzeyine fırlamıştır. Saçların
uzatılması, kadın-erkek ilişkilerinde farklı bir üslûba
geçiş, Aile’ye ve Toplum’a isyan, Okul’la ciddi çatışmalar,
henüz Gelecek’ten hepten umudun kesilmediği bir dönemin
lirik başkaldırılarıydı. Herşey usul usul ya da hızla
çivisinden çıktı o yıllarda; pek çok biçim yürürlükten
kalktı. Sonunda yeni bir akış, yeni bir düzen oluştu
gerçi, ama çalkantıların egemen olduğu yıllarda kıyametsi
bir görünüm egemendi. Harrison, durumu bir paradoksa
bağlamayı yeğlemişti: “Bizler normaldik”, demişti: “Deliren
Dünya’ydı”.
Gerçekten de, bugün izlediğimiz düne ilişkin belgesellerde
atmosferi anımsıyoruz: Beatles’ın ya da başka bir topluluğun
konserlerinde saptanan görüntüler, üstünü başını parçalayarak,
gözyaşı seli içinde isteri krizleri geçiren çocuk yaşta
kızları oğlanları karşımıza getiriyor. Onlar büyüdüler
ve hayır: Tımarhaneye kapatılacak hale gelmediler. Aralarından
profesörler, genel müdürler, siyasetçiler, bilimadamları
çıktı. Bir de tabii yenilenler: Öteki kefenin bilânçosunu
çıkarmak zordur.
Harrison ve arkadaşları, sonuna kadar gitmeyi göze almış
“köktenci”ler sayılmazlardı. Hendrix, Morrison, Joplin,
Brian Jones ve başkaları 30 yaş eşiğine varamadan “overdose”dan
gittiler. Öbürleri sınırı önceden kestirebilecek ölçüde
temkinli, uzlaşmacı olarak mı görülmeli? Sanmıyorum:
Bir bölüğü şanslıydı bana kalırsa (Marianne Faithfull
örneğin, düpedüz direkten dönmüştür), bir bölüğü de
güçlüydü: Kavşaklardan birinde oturup hal ve gidiş sıfır
koşulunu gözden geçirmişlerdi.
George Harrison, onlardan biriydi. Ehlileşmedi, dönüştü.
Bir çıkış kapısı arıyordu pek çok kişi gibi, kendine
özel alanlar, özel bir yaşama biçimi buldu, kişisel
evrimine hak kazandı. Şandan şöhretten gerçekten de
hoşlanmıyordu, çekilişinde mistik seçimlerinin etkisi
büyük olmuştu.
Beatles’la büyüyen, yolalan kuşakların üyeleri için
yaşadıkça unutamayacakları pek çok şarkı sözkonusudur.
Kimileri “Yesterday”i XX. yüzyılın en kalıcı popüler
parçası sayar, Frank Sinatra ise Harrison’ın “Something”ini
yüzyılın aşk şarkısı olarak görmüştür.
Bir otobüs şöförünün oğluydu George Harrison. Bu Liverpool’un
fakir mahallesinden çıkıp gelmiş genç adam yerkürenin
en tanınmış insanlarından biri olacağını aklından geçirebilir
miydi? Onlar, beş kıtanın insanlarını etkilediler. Etki
alanları sınıflarötesi bir konum kazandı. Harrison,
öteki kültürün gücünü, önemini kabul edecek kadar kendini
açmayı, aşmayı başardı, Büyük Hind kültürüyle söyleşi
köprüsü kurdu. Bu eğilimi uçucu bir heves olarak görmedi,
hayatına geçirdi.
Kendi payıma, sözgelimi dostum Ömer Madra gibi sıkı
bir Beatles tutkunu olmadım gençliğimde. Ama ilkgençliğimin
en önemli sığınağının Joplin’in, Jefferson Airplane’in,
Hendrix’in, The Cream’in, Zappa’nın hoyrat müziği olduğunu
gizleyecek değilim. Onlardan tam ne öğrenmiş olduğumuzu
bugün kestiremeyebiliriz, ama temel bazı şeyler almış
olduğumuz kesindir.
While your guitar gently wheeps.
|