|
Mehmet Koyunoğlu’nun Uçuşu
Son dönemin en güçlü grafik sanatçılarından Mehmet
Koyunoğlu’nun 5 Eylül günü öldüğü haberini ölüm ilânlarından
öğrenmiş olmamız, gündemini genellikle kuru gürültülerle
süsleyen sanat ortamımız açısından şaşırtıcı bir sonuç
sayılmamalı. Şaşırtıcı, çünkü ani ve beklenmedik olan,
henüz 45 yaşındaki Koyunoğlu’nu yitirmiş olmamız. Evrim
Altuğ’un 10 Eylül günlü Radikal’de çıkan güzel yazısını
ayırıyorum; gazeteleri, dergileri kişisel çıkarları
ve saplantıları doğrultusunda kullanmanın ötesinde herhangi
bir erdemini göremediğimiz kimi sözümona sanat eleştirmenlerinden
çıt çıkmamış olması, o cephenin çoktan sıfırı tükettiğinin
somut göstergesi.
Mehmet Koyunoğlu’nun Galeri Nev’de, 1996 yılında açtığı
serginin katalog yazısını kaleme almış olmama karşın,
kendisiyle bir türlü karşılaşamamış, tanışamamıştım.Mimarlık
XXI dergisinde yayımlanan yeni ürünlerinin etkisiyle
izini buldum, aradım. 19 Haziran günü çalışma odamda
buluştuk, ricam üzerine yanında üç CD-ROM getirmişti,
Sanat Dünyamız ekibi heyecan içinde yapıtları ile tanıştı
bilgisayar ekranında, dergide bir “portfolyo”sunun yayımlanması
konusunda anlaştık, başta kitap-lık dergisi olmak üzere
çeşitli yayınların kapak çalışmalarını yapmayı gönülden
kabullendi. İkinci, “özel” bir seansa geçmeden önce
işin profesyonel tarafı üzerinde biraz konuştuk, çalışmalarının
ekonomik karşılığı konusunda son derece alçakgönüllü
davrandığını, amatör ruhunu koruduğunu gözlemleme fırsatım
oldu.
“Özel seans”ın konusu, benim “Atopya” başlıklı bir projemdi.
Varolmayan bir ülkeye, doğal olarak yapılmamış yapılamayacak
bir seyahatın ayrıntılı izlenimlerinden oluşacak bir
metin kurmayı düşünüyordum epeydir; Mehmet Koyunoğlu’nun
çizgi dünyasının özellikleri, bu tasarı için biçilmiş
kaftan bir partöner olduğunu, olacağını düşündürmüştü
bana: İlgi ve coşkuyla yanıt verdi, sonbaharda daha
somut bir düzlemde oturup konuşmak üzere sözleştik.
Benim yokluğumda, dergiye sözverdiği çalışmaları getirip
teslim etmiş. Ölümü herkesi sarstı.
Ankara Etnografya Müzesi’nin mimarı Arif Hikmet Koyunoğlu
büyükbabasıydı Mehmet’in, genlerine çizgi ve yapı kurma
ustalığının böylesine güçlü biçimde yeretmiş olmasında
bilmem etkisi azımsanabilir mi? DGSA’dan mezun olduktan
sonra, Paris’teki Ecole des Beaux-Arts’ta çalışmalarının
ufkunun boyutlarını geliştirmiş. Üslubunun, tekniğinin
edebiyatta bir karşılığı aranacaksa, en çok İhsan Oktay
Anar’ı anıştırdığını söyleyebilirim. Asıl kökü şüphesiz,
sanat ile icadı buluşturan Leonardo’nun dünyasında aramak
gerekir - bir de Arap dünyasının tekinsiz elyazmalarında.
Mehmet Koyunoğlu’nun yarıda kesilerek tamamlanmak durumunda
kalan yapıtının, derli toplu biçimde, bir kitapta toplanması
gerekir. İmgeleminin sınır tanımaz uçarılığına hangi
grafik diliyle karşılıklar aramış olduğunun görülmesi
çok önemli.Bizim görsel sanatlar dünyamızda “illüstrasyon”
kavramı ya küçümsenir, ya da itip kakılır. Bunda, o
alanda çok sayıda kötü örneğin dolaşıma çıkmasının payı
olabilir bir ölçüde, ama, daha çok, iyi örneğe yönelik
okuma ölçütlerinin geliştirilmediği gerçeği rol oynamıştır
diyebiliriz. Koyunoğlu’nun yapıtı başlıbaşına bir dayanak
noktası olarak değerlendirilebilecek olgunluktaydı.
Buluşmamızda, bağlayıcı bir ortak noktamız olduğunu
anlamak ikimizi de şaşırtmamıştı; belki ikimizi karşılaşmaksızın
biraraya getiren Haldun Dostoğlu’nun sezdiği birşeydi
bu: İkimiz de, kendi olanaklarımızla (uçakla değil!),
kendi olanaksızlığımızda, uçma saplantısının girdabına
kapılmıştık. Bunu öğrendiğimde, birden “Atopya”ya öngörmediğim
bir açılım eklendi: Oraya, uçmayı öğrenmek için gidebilirdim!
Bir söyleşisinde, “Etrafı daha rahat izlemek için boşluktayım,
her yana dönebiliyorum”, demiş Mehmet Koyunoğlu: “Hiçbir
alet kullanmadan boşlukta durmak insan doğasına ters;
o hoşuma gidiyor. Gerçeküstü bir şey. Herhalde bir sürü
insan kendiliğinden uçmak isterdi.”
Onun bu erken, canyakıcı çekip gidişi önce “Atopya”
projemden vazgeçme düşüncesine kapılmama yol açtı. Sonra,
tam tersine, onun merakına yenilip, benden önce oraya
gitmiş olabileceği fikri aklımı çeldi. Metnin senaryosunu
değiştirmeli, bu yolculuğu Mehmet Koyunoğlu’nu ziyaret
etmek, nerede nasıl uçmayı öğrenebileceğim konusunda,
ondan bana kılavuzluk yapmasını beklemek için gerçekleştirmeliyim.
Kanat hareketleri şimdi daha iyi duyuluyor.
|