|
Yazmanın Okumanın Yeni Çağı
Hem kitapları
çok sayıda okura ulaşsın istemiş ve bunu başarmış, hem de
kitapları çok sayıda okura ulaşan öteki yazarların çoğunu
hafifseyen yazarlar vardır: Kendi okurlarını bilinçli sayar,
ötekileri bilinçsiz tüketiciler olarak görürler.
Hem kitapları çok sayıda okura ulaşan, hem de kitaplarına
az sayıda okurun ilgi gösterdiği yazarların saygınlığına kavuşmak
için çırpınan yazarlar vardır: Onların bir bedel karşılığında
bu sonucu aldıklarını bir türlü anlayamadıklarına tanık olunur.
Hem seçimleri ve duruşları nedeniyle az sayıda okurla iletişim
kurabilen, hem de kendileriyle taban tabana zıt seçim ve duruşları
yüzünden geniş okur kitlesiyle buluşabilmiş yazarlara içerleyen
yazarlar vardır: Farklı yazarlık oluşumları olduğu gibi, farklı
okurluk oluşumları da olduğunu, olabileceğnii kabullenemezler.
Okur cephesine geçildiğinde durumun uzun uzadıya değişmediğini
görüyoruz. Kendi tercihlerini herşeyin üzerinde gören, başka
gerekçelerle başka yapıtları yeğleyen komşularının tavırlarını
sindirmekte güçlük çeken, beğendiği yazarın eleştirilmesine
de, beğenmediği yazarın önemsenmesine de dayanamayan okur
tipleriyle sık karşılaşılır. Kimileri klâsik yapıtlardan ötesine
geçmek istemez, çağdaşlarına burun büker; kimileri klâsikleri
köhne bulur, yalnızca yeni kitapları izleme yolunu tutar.
Paylaşılamayan nedir, işte bunu anlamak güçtür.
İşin özüne dönülecek olursa: Herkesin yazma, okuma gerekçeleri
bir değildir. Toplumsal hedefleri olan yazarlarla kişisel
hedefleri olanlar bir tutulamaz sözgelimi. Aydınlatmak, öğretmek,
paylaşmak için yazmaya girişenlerle şan, şöhret, para kazanmak
için bu yolu seçenleri aynı kefeye koyabilir miyiz? 'Elinden
başka bir iş gelmediği için' yazanlar (örneğin Beckett), 'çıldırmamak
için' yazanlar (örneğin Sait Faik), 'kaybetmek için' gece
gündüz masasına çivilenenler (Proust), geniş gerekçeler tablosundan
rastgele verdiğim modeller.
Dünyayı değiştirmek (Rimbaud), sarakaya almak (Jarry), insanların
bönlüğünü yüzlerine vurmak (Swift), canlarını yakmak (Thomas
Bernhard) amacıyla kitaplarını yazanlar sokakta yürürken tanınmak,
sıçramak, sınıf atlamak için yazanlarla şüphesiz yanyana getirilemez.
Okuma gerekçeleri de öyle: Beslenmek, yararlanmak, kendini
açmak ve aşmak için kitaplara başvuranlar; okuma zevkini,
keyfini herşeyin üstünde tutanlar; gündelik hayatını hafifletmeyi
amaçlayanlar; toplumsal ortam gerektirdiği için gündemdekilerle
ilişkide kalmak isteyenler... saymakla bitmez farklı okur
kimlikleri.
Son yıllarda peşpeşe yayımlanan Yazı Tarihi çalışmaları, Okuma
Tarihi incelemeleri, bugünün koşullarının yakın ve uzak geçmişe
oranla düpedüz başkalaştığını gösteriyor. Sinema, Radyo, Televizyon,
İnternet, İletişim araçları insanoğlunun reflekslerini geniş
çapta etkilediği, seyretmeye ya da dinlemeye oranla çok daha
etkin bir uğraş olan okumanın sınırlarını daralttığı bilinen,
gözlemlenebilen gerçek. Alınan kitap sayısı yıldan yıla arttı,
artıyor kuşkusuz; buna koşut olarak, kişisel kitaplıklarımızdaki
okunamamış kitap sayısının oranı da yükseliyor ama. Bir gün
gelecek, onları okuyacağız. Kaçımız buna sahiden inanıyor
acaba? Kitapları yayımlandığında gazete sayfalarında, ekranlarda
yoğun bir mesaiye girişen, menecerlerle çalışan, dev kampanyalar
yürüten yazarlara hak veriyorum: Okunmak isteyen yazarın kitabını
yayımlamakla yetinemeyeceği profesyonel bir dönemin içinde
yaşıyoruz nicedir. Benim gibi tuzu kuru, yazarlığıyla geçinemeyen,
bir avuç okuru olan insanların artık geçmiş zamana ait bir
uğraşın, Edebiyat'ın alanında sıkışıp kaldıklarını düşünüyorum;
bugünün, yarının okurlarının gereksinmesini karşılayamayacaktır
bu amatör uğraşın etrafında buluşan okuma-yazma heveslileri.
Kitabın, seçici yazar ve seçici okur üzerinden ömrünü sürdüremeyeceği
bir çağ başladı. Bizim için çok geç artık, iş işten geçti;
ama yeni kuşaklar, yeni düzenin gerektirdiklerinin bütünüyle
bilincindeler.
07.07.2002 / Cumhuriyet
|